Vukuf-i Zamani (Zamana Vakıf Olmak)


ON BİR KELİMAT

Tarikatı Nakşibendiyye’nin altın halkalarından Abdülhalık Gücduvani Hazretleri, Hızır (a.s)’dan  ilm-i ledünniyi talim etmesi neticesinde tarikatı aliyyede huccet, düstur ve usul olarak 11 kelimat (kelamlar, yol) esas koymuştur.

Bu yüksek manalı kelimeler on bir adet olup; Hace Abdulhalık Gucdüvani (k.s)Hazretlerine aiddir.Bu kelimeler bu yüce tarikata girenlere her zaman yol gösterecek kelimelerdir.Seyru süluke girenler bu yoldan istifade edip feyz alabilmeleri için bunları tatbik etmekle mükelleftirler.¹ Bu kelimelerden ilki vukuf-i zemanidir.



1)VUKUF-İ ZEMANİ:

 


Vukuf lugatta: Bir şeyi bilme,öğrenmiş olma,bir hâlde kalma,durma, duruş anlamlarına gelirken; Zeman:Zaman, devir, vakit, çağ, mevsim, mehil (Korkunç ve tehlikeli yer)  anlamlarına gelmektedir.
Salik, üzerinden geçen zamanı iyi bilmelidir.Hem  nasıl bir zamanda bulunduğunu , hem içinde bulunduğu vakti iyi bilmeli , değerlendirip değerlendiremediğini araştırmalı, kendini sık sık yoklamalıdır.²
Rasulullah (s.a.v). Efendimiz, insanların iki büyük nimette aldandığını haber vermiştir. Bunlar sıhhat ve boş vakittir (Buharî). Kıyamet günü, herkese hesabı ve şükrü sorulacak dört nimet vardır. Bunlardan ikisi zamanla ilgilidir. Yüce Allah herkese gençliğini nerede harcadığını ve ömrünü nerede tükettiğini soracaktır. Diğer iki nimet de mal ve ilimdir. (Tirmizî)

ZAMAN GEÇİRMEK DEĞİL;ZAMANI DEĞERLENDİRMEK

Bu bakımdan peygamber ikazı herkese şamil olmakla beraber ,özellikle Allah adamı olmaya niyet etmiş, bir mürşid-i kamil terbiyesine girmiş kimselerin zaman konusunu çok daha fazla ciddiye almaları, zamanı geçirmek değil, zamanı değerlendirmek konusunda muhasebe ve fikir sahibi olmaları gerekmektedir.Kulluktan gaye olan güzel ahlak meyvesini elde edebilmek, zamanı- hatta geniş anlamda kullanmayalım- anımızı ne kadar doğru değerlendirdiğimiz ile doğrudan ilgilidir.
Yolumuzun piri büyük veli Şah-ı Nakşibend (k.s.) vukuf-i zemani prensibini açıklarken şöyle diyor: “Zamana vakıf olmak, nefsin hallerini tanımaktır. Hak yolcusu, niyetini ve amellerini iyi kontrol etmelidir. Eğer niyeti ve ameli Kur’an ve Sünnet’in öğrettiği edebe uyuyorsa Allahu Tealâ o anda kuldan razıdır. Kul o hale sevinip şükretmelidir. Eğer kulun niyetinde Allah rızası yok ve ameli de dinin öğrettiği edebe uymuyorsa, hemen istiğfar ve tevbeye sarılmalıdır. Kusur halindeki kula tevbe lazımdır. Bu yol, her anını kontrol etmeye dayalıdır. Akıllı kimse aldığı her nefesinin farkında olur, onu zikirle mi yoksa gafletle mi alıp verdiğini bilir.’’
Yola revan olan kişi, halini bilir –bilmelidir- diyor Şah-ı Veli.Bu yola intisab edenler, anını Allah’ı hesaba katarak yani O’nun bizi gördüğü şuuru ile ; yine  Hazreti Rasul’un (s.a.v) bizi izlediği şuuru ile; yine kendi mürşidinin yanında olduğu şuuru ile değerlendirirse; elbette isyan kıyılarından, gaflet illetinden emin olabilecektir.Kalbi ,zikri, fikri ,hayatı derli toplu; işinde,derdinde ciddi; gayretli edebli faydalı vs. güzel hasletlerle bezenmiş olacaktır.

SUFİ GÜNÜN ADAMIDIR


Şâh-ı nakşibend Hazretleri buyurur:
“Derviş fakirler, ehl-i nakittirler, peşin çalışırlar; işlerini yarına bırakmazlar. Bunun içindir ki; «es-sûfî, ibnü’l-vakt: Sûfî, günün adamıdır.» demişlerdir.”  Tehir, yani erteleme insanın kendini aldatmacasıdır.

İmam Şerani hazretleri  ”Alelade bir insan zamanı nasıl bitireceğini,akıllı bir insan ise zamanı nasıl kullanacağını düşünür’’ buyuruyor.
Zamana karşı rüzgar önündeki yaprak olmanın bu yolda yeri yoktur.Salik zamana seyirci kalmamalı, zamanını planlayabilmelidir. Boş vakti kullanmak çok zaman,uzanıp yatmakla da , tv seyretmekle de,internette gezip dolaşmakla da olabilir ; ancak bu şekilde boş vakit değerlendirilmiş olmaz, ziyan edilmiş olur.Zira iki günü bir geçen ziyandadır; o bir günü yaşamamış gibidir buyuruyor Peygamber Efendimiz.
Boş vakitlerde müslümanlığımızı güzelleştirmek adına da her gün yeni bir adım atma düşüncesini edinmek , terakki vesilesidir.İmanımız, üzerimizdeki elbiselerin eskidiği gibi eskir. Öyle ise ona her gün yeni bir soluk katabilmeli bu yolda hadis, fıkıh, tefsir ,tasavvuf gibi dini anlayabileceğimiz ilimlere yönelmemiz gerekmektedir.
Kainatın Efendisi (s.a.v) ‘’İçinizden, müslümanlığını (ihlas üzere yaşayıp) güzelleştirenin işlediği her iyilik, on mislinden yediyüze kadar katlanmış olarak yazılır. İşlediği her kötülük de sadece misli ile yazılır. Allah’a kavuştuğu zamana kadar bu böyledir’’(Müslim,iman 205; Ayrıca bk. Buharı, İman 31) buyuruyor.


OLGUN MÜMİN FUZULİ İŞLERLE UĞRAŞMAZ

Ebû Hureyre (r.a)den rivayet edilen bir hadiste Peygamber (s.a.v) Efendimiz: “Kendisini ilgilendirmeyen şeyi (malayani’yi) terketmesi, kişinin güzel müslüman oluşundan ileri gelir.” (Tirmizi, zühd 11; İbn Mace, Fiten 12) buyurmuştur.
İlahî denetim altında olduğu ve sorumlu bir hayata sahip bulunduğu duygusunun göstergesi olan “malayanî’yi terketmek” , neticede insanın, lüzumluları da bir öncelik sırasına koyup temiz ve ciddi yaşamasını temin eder.
Gereksizlerin peşine düşmek, asıl gerekli olanları ihmale götürür. Bu hal, olgun bir müslümandan beklenmeyecek bir disiplinsizliktir.
İmam Râzi der ki: “Buz satan birisi pazarda şöyle bağırıyordu: ‘Sermayesi eriyen bu adama merhamet edin!’ Onun bu sözünü duyunca bu söz, Asr Suresi’nin anlamıdır, dedim.” İnsana verilen ömür, buz gibi hızla erimektedir. Eğer bunu ziyan ederse insanın hüsranına neden olur.
Öyle ise düşünelim;sermayemiz –ömrümüz-  her nefeste yok olmakta mıdır, hu olmakta mıdır?Biliyoruz ki: Nefsimiz rahatını kaçırmak istememekte, şeytan Allah’ın gafur oluşu ile bizi aldatmaya çalışmaktadır.Onlar saptırmakta çok mahir, peki ya biz ?Biz Allah’tan vazgeçmemekte, O’nu unutmamaya çalışmakta ne kadar mahiriz; bu savaş için ne kadar donanımlıyız?İbn Ataullah Hazretleri ‘’Amelsiz ümit boş temenniden ibarettir’’ buyuruyor.Artık boş ümidleri bırakmalı; her yapılacak işte öne Allah’ın rızasını almalı, kulluk haddini aşmamalı, her an uyanık bulunmalı üzerimizden geçen zamanın farkında olmaya çalışmalıyız.Her şey Allah içindir.’’De ki: Benim salâtım, ibadetim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’am 6/162)

(Dip Not: ¹,² Muhammed b.Abdullah el-Hani Adab kitabı bazı terimler)

Yukarı Çık