Silsile-i Saadat

 

Muhammed Medeni (ks)


Ebu Mehmed el Medeni bin Osman Dağıstanî (KS), Dağıstan'ın Timurhan-şuro vilâyeti Ganib kazasının Kikunu köyünde Hicrî 1251 Milâdî 1830 yılında dünyaya geldiler. Dağıstan'dan 1814 Hicrî, 1896 Milâdî yılında Türkiye'ye göçeder. Hicrî 1332 Milâdî 1913 senesinde 3 Rebiülahiri Pazar günü 81 yaşında iken irtihal ettiler. Kabri şerifleri kendileri tarafından kurulmuş bulunan İstanbul'un Yalova kazasının Güney (Reşadiye) köyünde olup el'an ziyaretgâhdır.

Silsile-i Saadatın otuz altıncı altın halkasını teşkil eden bu zâtın boyu uzun, ...


devamı için tıklayınız

21. Yüzyılda Bir Mürşid-i Kamil


Bir damla su ile bir okyanusu anlatmak ne kadar mümkünse birkaç kırık dökük cümle ile de bir hayat kaynağını anlatmak o kadar mümkündür herhalde. Sözler ne kadar kifayet eder anlamlar ne kadar tamamlanır bilinmez ama böyle bir maneviyat okyanusu anlatmaya çalışacağımız zat. 21. Yüzyıldan bizlerin arasından ötelerin yolcusu, Rabb’in sözcüsü, hakikat sancaktarı bir veli, bir mürşid-i kâmil Hasaneyni’l Hüdaverdi (k.s.) Hazretleri…

İlahi bir tecelli olarak 1930 yılının ilk ayında ve ilk ...


devamı için tıklayınız

Yakub-ul Çerhi (ks)


Silsile-i Saadatın on sekizinci altın halkası olan bu zatın boyu çok uzun, rengi buğday, sakalı şerifi geniş ve siyah olup arkadan görünürdü. Gözleri siyah, sesi “Radul melaikeleri” gibi yüksek idi.

Bu mübarek zat şöyle anlatıyor:

-Buhara’dan dönmek üzere iken Hace Bahaüddin hz. ne rastlamıştım ve “ Beni gönlünüzden çıkarmayınız.” diyerek niyaz etmiştim.

3

Hace hz. buyurdular ki:

-Gideceğin zamanda mı benim yanıma gelirsin?

Dedim ki:

-Hizmetinize müştakım.

Buyurdular ki:

-Neden?

Cevap verip dedim ki:

-Zira cümlenin ulusu ve cümle halkın makbulüsünüz.

Dediler ...


devamı için tıklayınız

Hasan Burkay (ks)


Zamanın büyük mutasavvıflarından Hasaneyn-il Hüdaverdi Hz. Cenab-ı Hakk'ın gerçek dostu, Sevgili Peygamberimizin hakiki varisi, Hakk'tan aldığını halka veren, kendisini Ümmet-i Muhammede adamış, nadir yetişen şahsiyetlerdendir. “Rical'in himmeti, dağlara takla attırır.” Sözünü, taht-ı terbiyesinde olanlara yaşatan; kendisine biat edenleri, süflî hallerden kurtararak inkişaf ettiren bir insan mimarıdır. Bu büyük zat hakkında ne söylense azdır. Koca Yunus'un dediği gibi: “Ben ol, bil!” demek, anlatmanın en kısa yolu olsa gerek. Allah dostlarındaki kudretin; ...


devamı için tıklayınız

Şerafeddin Zeynel Abidin (ks)


Şerafeddin Zeynel Abidin (k.s.) hazretleri Hicri 1292- Miladi 1876 yılı, Zilkade ayının üçüncü pazartesi gecesi Dağıstan’ın Timurhanşura vilayeti Ganip kazasının Kikuni köyünde, dünyaya teşrif etmiştir. Babası Abdürreşid Efendi, annesi Emine Sara Hatun’dur. Künyesi Ebul Fukara Şeyh Şerafeddin Zeynel Abidin ibn Abdürreşid Dağıstani’dir.

Şerafeddin Zeynel Abidin (k.s.) hazretleri; orta boylu, buğday tenli, sakal-ı şerifi önceleri siyah, son zamanlarda beyaz idi. Gözleri mavi,sesi yüksek ve davudi idi. Ahlakı, tıpkı ahlak-ı Muhammedi gibi idi.

Şerafeddin ...


devamı için tıklayınız

Ahmed Suğuri (ks)


Ebu Abdurrahman Suguri bin Ahmed Dağıstani(k.s.)Hicri 1207 yılı, Receb-i Şerif ayının üçünde Çarşamba günü, Dağıstan’ın Sugral köyünde, dünyaya teşrif etmişlerdir.

Ahmed Suguri Hazretleri çok riyazet yapardı.Gereğini, inanarak ve harfiyen yerine getirmeye uzun seneler çalışmıştır. Ömrünün uzunca bir zamanını riyazet ile geçirmiştir.

Son zamanlarında ise evinde kuş sütünden maada her şey bulunur olmuş; eski halinden hiç eser kalmamıştır. Dostları kendisine bu halin sebebini sorduklarında:

- Efendiler! Siz pazardan aldığınız yeni bir öküzü, boyunduruğa alıştırmak ...


devamı için tıklayınız

Müceddid İmam-ı Rabbani (ks)


Silsile-i Saadatın yirmi dördüncü altın halkası olan Ahmed-ül Faruk (ks) Hz.Ömer (ra) ın yirmi sekizinci dereceden torunudur. Dedelerinin hepsi zamanlarının büyük bilginleri, Salih ve fazıl kimselerdi. Önce babasından, sora zamanın alimlerinden gerekli ilmi tahsil etmiştir. Sonra Şeyh Muhammed Baki Billah’ın manevi terbiyesine girmiştir. Ondan aldığı feyz ve bereketle, İslam ufkuna büyük genişlikler getiren eserlerini yazmıştır. Dünyaya teşrif buyurdukları Hindistan’ın Serhend şehrinde, altmış üç yaşında iken, irtihâl-i dâr-i beka ettiler. Kabr-i ...


devamı için tıklayınız

Şah-ı Nakşibend Muhammed Bahaeddin (ks)


Ariflerin velilerin imamı, rasullerin bulunduğu yolun dostu, sahabe-i kiram ve selef-i salihinin yoldaşı, hakikatin piri, Ehl-i sünnetin önderi Muhammed Hace Bahaüddin Nakşibend Üveysi-ül Buhari (k.s), hicri 718 yılı muharrem ayında Buhara’ya beş kilometre kadar uzaklıkta bulunan Kasr-ı Arifan’da dünyaya teşrif etmiştir. Silsile-i Saadat’ın on altıncı altın halkası olan Şah-ı Nakşibend Hazretlerinin veli olduğunun işretleri, üzerindeki hidayet ve keramet nurları daha çocukluğu döneminde meydana gelmeye başlamıştır.

-Hacı Muhammed Baba Semmasi Hazretleri Şah-ı ...


devamı için tıklayınız

Seyyid Emir Külal (ks)


Silsile-i Saadatın on beşinci halkası olan Seyyid Emir Külal’in valide-i seyyideleri dermiş ki: “Emir karnımda iken, ne zaman şüpheli yemek yesem karnım ağrırdı. Bu halet birkaç defa vaki olduğunda, yakinen bildim ki; bu karnımdaki cenindendir. Bu hali gördükçe lokmama dikkat edip ondan ümitvar oldum.”

Yaşantısı

Gençliğinde güreşe meraklı olan Seyyid Emir, bir gün güreşirken, Muhammed Semasi oradan geçiyormuş. Bu güreşi seyretmiş ve buyurmuş ki:
-Bu meydanda bir er vardır ki, çok ...


devamı için tıklayınız

Abdulhalık Gücdüvani (ks)


Abdulhâlık henüz 20 yaşında iken: “Hızır (as) beni Maverahünnehir ’de Hâce Yusuf Hemedânî Hazretlerine gönderdi, O’ndan tam olarak istifade ettim.” buyurmuşlardır.
Abdulhâlık Hazretlerine bir derviş sordu:

- “Nefsin istediğini mi yapayım, yoksa istemediğini mi?”
Hâce Abdulhâlık:
- “Bunu tayinde insanın aklı yanılabilir. Hakk ’ın emrettiği yapılır, nehyettiği (yasakladığı) yapılmaz. Kulluk da bu, dervişlik de budur.” diye cevap verdiler.

Derviş:
- “Salikin (talebenin) yoluna şeytan karışır mı?” diye sorduğunda Abdulhâlık Hazretleri:
- “Nefsi ...


devamı için tıklayınız
12
Yukarı Çık